Bakan Açıkladı “Yeni Lise Giriş Sınavları Nasıl Olacak” İsmet Yılmaz Anlattı

Bakan Açıkladı “Yeni Lise Giriş Sınavları Nasıl Olacak” İsmet Yılmaz Anlattı. Bir Süre önce kaldırılan TEOG yerine gelecek olan yeni lise giriş sistemi hakkında Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz Açıklamalarda bulundu.

İşte Yeni Lise Giriş Sistemi hakkında Bakan Yılmazın açıklamaları.

TEOG yerine gelen sistem nasıl olacak?

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, ‘TEOG düzenlemesi en kısa sürede Bakanlar Kurulu’na sunulup açıklanacak’ dedi. TEOG yerine gelecek yeni sistem ile ilgili de açıklamalarda bulundu. Yılmaz, bir televizyon kanalında yeni lise eğitim sistemi ile ilgili soruları yanıtladı. Yeni modelde, öğrencilere ‘kendini ifade etme’, ‘mukayese’ ve ‘yazma’ becerisi kazandırılması, okul dışı spor, sanat ve sosyal alanlarda yeteneklerinin geliştirilmesi amaçlanıyor.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, NTV’de eğitim sistemine ilişkin soruları yanıtladı.

TEOG yerine uygulanması düşünülen sınav sistemine ilişkin bilgi veren Yılmaz, öncelikle bu ihtiyacın nereden kaynaklandığının bilinmesi gerektiğini bildirdi. Yılmaz, ölçme ve değerlendirmenin testle yapılmasının, öğrenciler arasında yarışa yol açtığını, öğrencilerin 6. sınıftan itibaren sınava hazırlanmaya başladığına değinerek, “Hayatlarının sosyolojik, psikolojik ve fiziksel olarak en çok gelişme yaşadıkları dönemlerinde, öğrenciler adeta bir yarış atına çevriliyor.” diye konuştu.

Daha nitelikli ve kaliteli bir eğitim verebilmek amacıyla TEOG’un kaldırıldığını anımsatan Yılmaz, “Ölçe ve değerlendirme sisteminin imtihan bölümünde sakıncaları ortadan kaldırabilecek bir sistem getirilerek, kamuyona açıklandığında ‘gerçekten daha iyi oldu’ denilsin diye çalışma başlatıldı.” ifadesini kullandı.

Alternatif yöntemlerle ilgili çalışmalar hakkında bilgi veren Yılmaz, şöyle devam etti:

“Bunlardan bir tanesi her lisenin kendi sınavı yapması. Burada, okuldaki öğretmenler tarafından hazırlanan sorularla sınav yapılacak. Sınav sonuçları asıl ve yedek olarak ilan edilecek. İsteyen okullar, başka okulların da sınav sonuçlarını kullanabilecek. Bunun da şöyle bir sakıncası olabilir, 10 binin üzerindeki ortaöğrenim kurumunun sınavlarının çakışmayacağı bir takvim bulabilmek hemen hemen imkansız. Dolayısıyla Kabataş’ın imtihanının olduğu gün Ankara’daki fen lisesinin, aynı zamanda İzmir Bornova Fen Lisesinin imtihanları çakışabilir. Ayrı günler olsa da günler yetmez. Ayrıca, çok fazla soru hazırlanacağı için hatalı soru ihtimali çok fazla.”

Böyle bir durumda hatalı sorulara ilişkin uzun yargı süreçlerinin gündeme gelebileceğinin altını çizen Yılmaz, bir öğrencinin bir sınav yerine birçok okulun sınavına girmek durumunda kalabileceğine dikkati çekti. Her okulun kendi sınavını yapması durumunda şehir değişiklikleri nedeniyle de sıkıntı yaşanabileceğini aktaran Yılmaz, şu görüşlere yer verdi:

“Ola ki çocuğun babası bir yerde devlet memuruydu ya da Van’da oturdukları için burada sınava girdi ve Van’da bir okulu kazandı. Ama 2-3 yıl sonra Ankara, İstanbul’a göç ettiğinde yeni okul onu alacak mı, almayacak mı? Çünkü, o sınava girmedi. Dolayısıyla da liseler arasında da böyle bir değerlendirme farklılığı olabilirdi. O zaman ne yapalım? Öğretmenin değerini artıralım, okulun değerini artıralım. Okulda her dersten üç sınav yapılıyor diyelim. O sınavların objektifliğini sağlayabilmek lazım. Bunun için de soru bankası oluşturmak lazım. Biz, yeni müfredatla birlikte yeni müfredata uygun bir soru bankası oluşturma çalışmalarına başlamıştık. Bir soru bankası olsun ama soru bankası test değildir. Eğer, test derseniz, o zaman insanlarımız yine bir sıkıntıyla karşılaşıyor. Nedir bu sıkıntı? Kişiler, hem kursta yönlendiriliyor hem de çocuklar tek kelimele cevap vermeye başlıyor, düşünmüyor, sosyal etkinliklerden uzak kalıyor.”

Yılmaz ilk kez bu yıl öğrencilerin kültürel, sosyal, sanatsal ve sportif faaliyetlerinin kayıt altına alınarak değerlendirmede etkili olacağını bildirdi. Yılmaz, “Hem dersleri çok iyi olan hem de projeler dahil bu faaliyetlerde bulunan çocuklarımızı diğerlerinden bir adım önde nasıl tutabiliriz diye değerlendirme çalışmalarını başlattık.” dedi.

Ölçme ve değerlendirmesiz bir eğitim sisteminin söz konusu olamayacağını vurgulayan Yılmaz, öğrencinin seviyesinin bilinmesi ve buna göre planlama yapılması gerektiğini aktardı. Öğrencinin seviyesinin de bir değerlendirme yapılamadan tespit edilemeyeceğini belirten Yılmaz, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Çalışanla çalışmayanı ayırt etmek gerekmez mi? Verilen ödevleri, projeleri yapanları ayırt etmek gerekmez mi? Dolayısıyla da her öğretmenin sınavı var ve bu sınavlarda diyoruz ki ‘Soruları mümkünse sen sorma’. Bir soru bankası oluşturalım. Bu soru bankasından sizler soruları seçin ama bu soru bankaları da yine öğretmenin yanında bir gözlemci olsun, kendi öğretmeniyle beraber de olabilir. Yine kendi öğretmeni de okumasın, objetif not verecek ya. Bu mümkün müdür? Evet, mümkündür. Çocuğun soru kağıdı ve cevap kağıdı alınır. Hemen taranır ve tarandıktan sonra iki ayrı öğretmene de isimliği kapatılmış şekilde göderilir. Öğretmen okur, iki öğretmenden de gelir.”

Sınavların değerlendirilmesinde kilit kelimelere dikkat edileceğini anlatan Bakan Yılmaz, sürece ilişkin, şu bilgileri verdi:

“Bir örnek verelim. ‘Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün İstiklal Savaşı’na başlarken Samsun’dan sonra ana güzergahını yazın’ dendiğinde, Amasya Tamimi ve Erzurum Kongresi’nden bahsederse, Sivas Kongresi’nden ve sonra da Ankara’da TBMM’nin açılışından bahsederse, istenilen şeyler köşe taşlarıyla belirlenmiş olur. Dolayısıyla, yazılı olacak, klasik olacak, açık uçlu çoklu değerlendirmeler de olacak. Çocuk analiz yapabilsin, cümle kurabilsin, çocuk kendini ifade edebilsin. Sorularda esas amaç nedir, ne değildir değil, ne dediğinizi ölçebilmektir.”

(Visited 46 times, 1 visits today)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir